2 Eylül 2015 Çarşamba

Serzeniş

Ne anlatmaya çalışıyorsun gene, laftan sözden anlamaz dik kafalılığım hep senin yüzünden değil mi?
Herkese oynadığın oyunlar artık seni eğlendirmiyor mu? Bana verdiğin acılar seni tatmin etmiyor mu?
Heey hayat sana sesleniyorum bir kerede beni dinleyi ver. Bunca senedir belki dedim belki aynı dili konuşuruz da umutlarım isteklerim hayallerim gerçek olur.Ama az kaldı zincirlerimi kırıp beni hapsettiğin karanlıktan kaçmama az kaldı.
Hayalini kurduğum upuzun bir yola sırtımda çantam ,ağzımda en güzel kelimeler ve en özgür notalarla zaferin ve özgürlüğün tadını çıkaracağım günlere az kaldı.Ama özgürlügüme kavuştugumda intikam alacağım günlere de az kaldı zamanı gelince  diğer hapsedilmişler i kurtaracağım.

12 Ağustos 2015 Çarşamba

Cem Adrian

Sana bunları hiç bilmediğin bir yerden yazıyorum. Ben senin görmediğin bir yerden düşüyorum. Gözlerim kapalı, her yer karanlık. Ben senin hiç bilmediğin bir yere yürüyorum. Sana bunları hiç duymadığın bir yerden söylüyorum.. Ben senin hiç olmadığın bir yerde duruyorum.. Sen benim hiç bilmediğim bir yerde uyuyor… Ben senin hiç bilmediğin bir yerde ölüyorum. Bu gece çalmıyor, şarkılar kırgın. Duvarlar simsiyah, renkler dargın. Çocuklar şarkı söylerdi, artık suskun. Önünde bir melek öldü. Öylece durdun. Hadi vur, hadi vur, hadi vur, hadi vur, hadi kır… Boğ umudumu ellerinle. Hadi yık, hadi yak.. Hadi yık, hadi yak… Söndür. Dök kalbimi sözlerinle.. Hadi del, hadi deş.. Hadi del, hadi deş… Öldür. Kanat şiirleri sessizliğinle. Hadi bul, hadi bul, hadi bul, hadi bul, beni. Kayboldum gözlerinde. Bu bir yangın.. Tam ortasına daldım, tam ortasına daldım. Her yer ateş.. ben ortasında kaldım, ben ortasında kaldım.
                                                                                                       Cem Adrian

6 Ağustos 2015 Perşembe

Yalnızlığım

Yalnızlığımla dost olduğum günlerdeyim.
Hani biriyle güler, biriyle ağlar, biriyle eğlenir, biriyle sevinirsin ya...Sen her şeyin iyi gittiğini, her şeyin güzel olduğunu sanırsın.
Yakınlık ve heyecan duyarsın hani...Her şey iyi giderken, güzel şeyler yaşanırken araya aniden giren mutsuzluklar vardır bilir misin ve o mutsuzluklar, ayrılma noktasına kadar gider.Maskelerin gün yüzüne çıktığını fark edersin böylelikle. İşte hani o birileriyle de üzülürsün eninde sonunda.Ne mutluluğum biriyle nede hüznümün biriyle katlanmasını istemiyorum.Yalnız insanlar sokağında küçük adımlarla yürümek istiyorum çünkü birçoğunuz kendi içinde yalnız biliyorum.Yalnızlığımı saklamıyorum tam tersine yalnızlığımı benimsiyor ona kucak açıyorum.Beni daha güçlü mü yapıyor bilmiyorum ama insanlarla arama güçlü duvarlar örüyorum.Ne zaman biri yaklaşmaya çalışsa kendimden uzaklaştırıyorum.Bedenimi ve ruhumu yalnızlığa sürüklüyorum.Bazen bir kadehte ona dolduruyorum ve en derinlerinde sesini dinliyorum.Yalnızlığım bile acı çekiyor.Kimsenin duymadığı bir yerden sesleniyor bana kimsenin dokunamadığı.Yalnızlığım bedenimi bir kanser hücresi gibi kaplamış.Yalnızlık içten içe öldürüyor seni ve gene yalnızlık içten içe öldürüyor beni.
Belkide hayatın sonudur yalnızlık...

14 Temmuz 2015 Salı

Kadın Dediğin

Hayalimdeki kadın ; zeki ,ukala ,bilmiş ,özgür ruhlu olmalı esrarengiz susuşlar,sorgulayan bakışlara sahip olmalı  sınırsız olmalı ,gözleri saçmalıkları aşmalı insanı huzura ulaştırmalı.
Bu tür kadınlar çok zor bulunur. Hayatımda bu özelliklere sahip  2 kadın tanıdım. Bir tanesi bana en güzel günlerimi yaşattı  ve acı dolu günleri bıraktı.
Diğeri  ise nedeninden emin olamadığım şekilde bıraktı.Aslında hiç birlikte sayılamaz dık ki .Bana sırtım kadar uzaktı.Elimi uzatsam onu tutacak kalbini bulacaktım ama elim hiç sırtıma yetişmedi.Aramızda büyük farklar vardı ama bazen büyük farklılıklar insanları birbirine dahada yakınlaştırmaz mı?
Bir an için Hayat onla sınırlıydı.. O ise sınırsız..Sevdiğin kişi yanından giderken sana bir açıklama yapsın istiyor insan.Sanki geri dönecek gibi bekliyorsun sanki sana açık bir kapı bırakmış gibi.Bazen beklemek değilmi dir sevmek ne kadar bekleyeceğini bilmeden.Nedensiz gidişler insanı daha çok acıtıyor sürekli nedenini arıyorsun. Neden gitti? Benim aceleci tavrımı onu ürkütmüştü.Aşık olmaktan mı korktu, incinmekten mi korktu, sevmekten mi korktu yoksa benden mi korktu inanın bilmiyorum.Belkide asıl nedeni ona karşı dürüst olmayışım dandır.kocaman bir kalbi vardı ,orada herkese yetecek yer vardı. Biraz yorgun, biraz hüzünlü ,biraz acılı ama hala sevebilecek bir kalbi vardı.

11 Temmuz 2015 Cumartesi

Gülüşüm Hüznüm

Gülüşler imin nedeni sonsuz hüznüm dendir.Her gülüşümün altında bir anlam aramalısın.Her gülüşüm etrafa imdat çığlığım dandır.
Ama insanlar gülünce gerçekten mutlu sanıyor.Artık gülüşlerim öyle bir hal aldı ki en saçma nedenden gülme hissi kaplıyor benliğimi.
Gülüşlerim sadece çevremdekileri değil beni de kandırmaya başladı. Kendimden beklemediğim bir anda birinizin suratına bakıp acı bir
kahkaha patlatmak istiyorum. Kahkaham da öyle şeyler gizlemek istiyorum ki anlayana tüm hikayemi anlatsın.
Anlayan hakkımda yorum yapmadan, fikrini söylemeden ,acımadan, karşılaştırma yapmadan, sadece bana kocamaaan sarılsın.
Bu sarılma dengelerimi bozsun geçmişimi silsin kalbimin rutin atışına hareket getirsin.Aslına bakarsanız çok şey istemiyorum
karanlık hayatımda bir ışık filizi istiyorum.Hayatımda öyle bir insan istiyorum ki defibrillator etkisi yaratsın.

5 Temmuz 2015 Pazar

Birazda Şiir

Sesimi gene duyan olmadı bugün...
Haykırışlarım, içten ve sessiz.
Yüzün göründü gene belli,belirsiz.
Yorgun sol yanım, gene sensiz.

Dinledim gene en acıklı şarkıları, hissiz.
Seni düşünebilmek benim için eşsiz.
Anlamsızlıklar bütününde çürüyorum, sensiz
Nefes almaya çalışıyorum çaresiz...

27 Haziran 2015 Cumartesi

Düşün Düşün...

Çoğu zaman ne yapacağımı gerçekten bilmiyorum. Hayattan zevk alamıyor, neredeyse kan kusuyorum. Bunun sebebi ne olabilir? Düşünüp duruyorum. Düşünmek öyle bir şeydir ki; bi’ kere başladığınızda devamı aynen gelir. Hep düşünüyorum “Ne yapacağım?” diye, arkası hemen geliyor başka yönlere kayarak düşünüyorum. “Düşün düşün, boktur işin.” cümlesini boşuna kurmamış ustalarımız. Ne yapacağımı bilmiyorum ama şimdilik düşünmekle yetiniyorum, aslında aynı zamanda bir şeyler yapmış oluyorum. “Düşünmek” zaten bir şey yaptığım anlamına gelmiyor mu? Evet! işim bu, ben düşünüyorum…

8 Haziran 2015 Pazartesi

Sosyopat & Saçmalama

Gene standart bir gece bugün erken yazmaya başladım (dipnot:saat 23.16) yazmak istediğim o kadar çok şey var ki içimde hepsini kusmak istiyorum rahatlatır mı bu beni bilmiyorum. Aslına bakarsanız hiçbir halt bilmiyorum varlığım ,yaradılışım ,dünya hakkında hiç birşey. Dünya da çok şerefsiz bir cisim canım. Baksanıza her gün insana yeni şeyler öğretiyor ve her yeni bilgiden sonra cehaletimin sınırsızlığında boğulduğumu hissediyorum. Aslında bu güzel birşey hissetmek o kadar hissiz ve soğuğum ki ne ara küçük hisler mutlu eder oldu beni.Gene atlamalı zıplamalı yazmaya başladım beynim o kadar karıncalı ki  odaklanamıyorum aslında bu kahvemi tazelemem ve zihnimin en depresif olduğu saatleri beklemem gerektiğinin habercisi ha bu aralar birkaç makale okudum sosyopat lık hakkında kendimde oldukça şüphelendim biraz teoriye kaçacak ama bilmeyen varsa biraz bilgi veriyim ;
" Sosyopat lık doğuş tanda gelebilir sonradan da kazanılabilir. Küçükken geçirdiğin bi travma ( ailenin ayrılması, şiddet görmen , bağlandığın birinden kopman vs ) sizi sosyopat yapabilir. Sosyopatlıkta toplumdan uzaklaşırsınız. Tabiri caizse asosyal birisi olursunuz.İlk başta aileden uzaklaşırsınız. Sizi büyüten kişiye minnet duygunuz olur ama anne ve babanın sizde bir önemi yoktur. Fazla arkadaşınız olmaz yalnız kalmayı seversiniz. Olsa olsa 2 yada 3 tane arkadaşınız olur onlarda sizin gibidir zaten. Psikopatlığın aksine sosyopatlar daha kontrollü hareket eder. Kin duyguları vardır. Biri geçip karşınıza hakaret ettiğinde umursamazsınız. Ama o an kafanızın içinden geçenleri kimse hayal bile edemez.
Aşırı soğukkanlıdırlar. Bi kavga anında aşırı sakin kalırlar yada en basiti kurban kesilirken kimisi bakamaz sosyopatlar bakmaktan zevk alır. Herkesi korkutan bi olay olduğunda sosyopatlar korkmaz. Ama uçuk kaçık fobileri vardır. Kimisi yaşadığı travmanın etkisiyle karanlıktan korkar kimisi iğneden korkar.
Fazlasıyla hayal aleminde yaşarlar. Dünyadan kopmalarının sebeplerinden biride bulur. Alkol uyuşturucu ve intihara eğilimleri vardır.
Başkalarını maniple etmeyi çok severler. Bi toplulukta diğerlerine fark ettirmeden hep onun istediği olur. Diğerlerine göre zekaları daha yüksektir. Ancak bu zekayı diğerlerini maniple etmekte kullanırlar.
İnsanlardan uzak kaldıklarında kitap okurlar araştırma yaparlar. Sürekli kendini geliştirmek yeni birşey öğrenmek isterler. Sevgili falan yaparsanız eğer o kamuflaj amaçlı olur. Sevgi diye bi duyguları yoktur ama bazen kıskançlık gözlenebilir. Zaten bir ilişkiyi de yürütemezler. Aşırı takıntılı dırlar. Bi sevgili yaparsada uzun süreli olur. Bu durum zamanla kıskançlık takıntılı bir hal almaya başlar. Ayrılıkları hep problemli olur." sonra yeniden en iyi yaptığım işi yaptım düşündüm bu kalıpların çoğu üstüme cuk oturuyordu bu kadarı fazlaydı depresif çıktığım yolda sosyopat olduğumu düşünmek acı vericiydi sizce ben sosyopatmıyım beni rahatlatacak yalanlar söyleyin tıpkı benim kendime söylediğim yalanlar gibi.Bugün bazı düşüncelerden beynimi sıyıramadım Princess in mezun olacağından bahsetmiş miydim etmediysem şimdi duydunuz.Mezuniyet törenine en çok sevdiği çiçek olan papatya buketi yollamaya karar verdim.Aslında eve yollamak istedim ama adresini bilmiyorum adresini öğrenebilsem bu durumda olmazdık belkide.Her zamanki gibi bu karardan da emin değilim.
Asıl merak ettiğim konu çiçek ona ulaşırsa tepkisi ne olur arayıp yüzüme sövermi aslında sövsede iyi olur sesini duymuş olurum.Uzun süreli sabrımın bekleyişimin bir dışa vurumu bu ,benle görüşmek istemedi bende kararına biraz saygı gösterip beklemeye geçtim.Sonu ne olur bilmiyorum ama benim için önemli olan bunu içten gelerek yapmak ve bunun ne demek olduğunu biliyorum karşılıksız kalpten gelerek davrandığım zamanlardan bir kopya gibi bu durum o yüzden bu düşüncemi eyleme geçirmekte kararlıyım en azından yüzünde bir gülümseme yaratabilirsem bu kalbimin atması için yeterli bir nedene bağlar beni.Yada gününü mahvederim öyle hatırlanırım ama hatırlanmak güzeldir insanların hayatlarında iyi kötü izler bırakmak gelecekte onların yüzünde gülümseme bırakacak hatıralar sizi siz yapar önemli olan ne yaptığınız değil nelerle hatırladığınızdan klişesini buraya gömdüğüme göre kafeini iliklerimde hissetmişim demektir.Hadi insan evlatları gene yazarken sakinleştim dinginleştim saçmaladım rahatladım gidiyimde yıldızları sayayım.

1 Ocak 2015 Perşembe

Korkuyorum

Yine gecenin rengi eşlik ediyor, yeni sabaha varmaya çalışırken bana. Bunalıyorum durup dururken, kahve üstüne kahve içip müzikler dinliyorum. İnsan boşlukta olduğu zaman, hayal kurmadan duramıyor. Hayal kuruyorum kendi kendime, düşün dur işin ne. Boşluklardan boşluk beğen, seç, ön izle.

Diyorum ki bir motorum olsa, alıp gitsem uzaklara. Yağmur, çamur, güneş ve gece gündüz demeden sadece gitsem. Uzakların en uzağına doğru, nereye varacağımı bilmeden, sorgulamadan sadece gitsem.  Aslında bu da bir nevi boşluk sayılır. Şu andaki saçmaladıklarımdan mantıklıdır en azından, gitmek. Ölümüne, yaşamına her türlü gitmek.

İşte böyle bir boşluğu yaşarken, canımız sıkılıyor ve bunalıyorken hayal ediyoruz ya bir-takım mevzuları ve bunlar anında gerçekleşebilen hayaller değil ya, işte beni daha çok bunaltıyor şu anda erişilmez olması. Neden canım sıkılıyor, neden bunalıyorum? Her şeyi geçtim, normal şartlar altında canım sıkkınken pek hayal kurmam. Sanıyorum ki aşık oluyorum, aşk boşlukların en büyüğü aslında. Yine de oluyorum.Aslına bakarsan korkuyorum korkuyorum yeniden kırılmaktan yıpranmaktan.

Ben şimdi ne yapmalıyım, kaçayım mı kendimden, kaçayım mı hayallerimden, kaçayım mı sevmekten? Gitmekten başka bir-şey bilmem zaten.