2 Ekim 2013 Çarşamba

Gece Sorgulaması

Her zaman olduğu gibi, bu gece yine kendimi sorguluyorum. Bu kez sanırım sadece kendimi değil, geceyi de sorgulamış oluyorum. Aslında bir-çok kişinin daha önceden bir-kaç kez tatmış olduğu bir şeydir, gündüzlerden nefret etmek. Kimisinde gelip geçici oluyor, kimisinde yani benim gibiler de kalıcı. Olay aslında çok basit, mutsuz olan insanların çoğu, bir şeyler yapmak adına fazla hevesleri olmaz ve yeni doğan gün onları pek enterese etmez. İçlerinde hep “canım birşey istemiyor!” tribi vardır. Bunun tıptaki adı, depresyon başlangıcı.
Her neyse ben sorgulamaya geri döneyim. Gündüzleri sevmeyen bir insan, gecelere bayılır. Tam tersi de söz konusu olabilir, pozitif insanlar açısından ancak pozitiflik nedir bilmediğim bir alan ve bu yüzden yorum yapmak istemiyorum. Ben kendi açımdan şunu düşünüyorum, gündüzleri sıradan insanlar gibi yaşayıp, (işe gitmek, çalışmak, okula gitmek vs.) geceleri ise hakikaten kendini geliştirebilmek. Sanıyorum ki aklım, sadece geceleri tam randımanlı çalışıyor. Bilmediğim, öğrenemediğim her şeyi geceleri daha iyi kavrıyorum. Hep içimde, kalıcı bir şeyler nasıl yapabilirim düşüncesi beliriyor. Hele ki kafam çakır, müziğim dost ve gecenin karanlığı yanımda ise…

Örnek vermek gerekirse, gündüzleri hiç-bir şekilde yazı yazamam. Hiç-bir şiirim yoktur ki, öğle vakti düşünceli bir şekilde yazılmış. Gündüzleri pek enerjik olamıyorum, canım pek birşey istemiyor. Hem istese bile, sağlıklı düşünemediğimden yapmak istediğimi yapamıyorum. Neyse ki olayı çözdüm, benimki bir hastalık değil; tamamı ile alışkanlık haline gelmiş. Geceleri huzurlu, dikkatli ve gerçekten mutlu oluyorum. Tamam daima gece ile birlikte yaşanmaz ama en azından bunu denemek istiyorum. Gündüzlerim ve gecelerim yer değiştirmiş durumda, kendimi ikisini ayrı ayrı kontrol edebileceğim bir duruma alıştırma çabasındayım. Eminim ki, bu da kısa bir zaman sonra oluşacak. Velhasıl kelam, gündüzü de belki güzel şu dünyanın ama gecesi bir başka…